Tesadüf iddialarına en ufak bir ihtimal bırakmayacak kadar büyük bir estetiğe ve olağanüstü komplekslikteki sistemlere ve benzersiz faydalara sahip olan bitkilerin her biri, sonsuz güç sahibi Allah’ın yaratışındaki harikaları göstermektedir. Bu gerçek küçük bir tohum tanesi için de, bu tohum tanesinin içinde saklı bilgilerle büyüyen metrelerce yükseklikteki bir ağaç için de geçerlidir.
Yere gelince, onu da (yaratılmış bütün) varlıklar için
alçalttı-koydu. Onda meyveler ve salkımlı hurmalıklar var. Yapraklı
taneler ve güzel kokulu bitkiler. Şu halde Rabbiniz’in hangi nimetlerini
yalanlayabilirsiniz? (Rahman Suresi, 10-13)
|
“Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü? Onu
sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz? Eğer dilemiş
olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle
şaşar-kalırdınız.” (Vakıa Suresi, 63-65)
|
Resimlerde gördüğünüz bu küçücük tohumlarda, Britannica Ansiklopedisi‘ndeki bilgilerin 60 katından daha fazla bilgi vardır. Toprağa bırakılan tohumlardaki bilgiler, bir süre sonra bir zambak, bir söğüt ağacı, bir menekşe veya metrelerce uzunluktaki bir meşe ağacına dönüşür. Her tohumdan farklı tatlarda, kokularda, renk ve boyutlarda bitkiler çıkar. Bu kadar olağanüstü bilginin bu tohumlara tesadüfen yerleştiğini düşünmek, insan aklıyla alay etmektir.
Kapkara toprağın, minicik bir tohumla birleşerek, bu tohumun içinden rengarenk çiçekleri, mis kokulu, esanslı meyveleri çıkarması Yüce Rabbimiz’in yaratışındaki mucizelerden sadece biridir.
|
“Yere (gelince,) onu döşeyip-yaydık, onda
sarsılmaz-dağlar bıraktık ve onda herşeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler
bitirdik.” (Hicr Suresi, 19)
“Ve orda sizler için ve kendisine rızık vericiler
olmadığınız kimseler (varlıklar ve canlılar) için geçimlikler
kıldık.” (Hicr Suresi, 20)
|
|
“Yeri de (nasıl) döşeyip-yaydık? Onda sarsılmaz dağlar
bıraktık ve onda ‘göz alıcı ve iç açıcı’ her çiftten (nice bitkiler)
bitirdik. (Bunlar,) ‘İçten Allah’a yönelen’ her kul için ‘hikmetle bakan
bir iç göz’ ve bir zikirdir.” (Kaf Suresi, 7-8)
“Sıkıp suyu çıkaran (bulut)lardan ‘bardaktan boşanırcasına su’ indirdik. Bununla taneler ve bitkiler bitirip-çıkaralım diye.
Ve birbirine sarmaş-dolaş bahçeleri de.” (Nebe Suresi, 14-16) |
|
“Gaybın anahtarları O’nun Katındadır, O’ndan başka hiç
kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O,
bilmeksizin…
“bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir
tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir
kitaptadır.”(Enam Suresi, 59)
|
|
“(Onlar mı) Yoksa, gökleri ve yeri yaratan ve size
gökten su indiren mi? Ki onunla (o suyla) gönül alıcı bahçeler bitirdik,
sizin içinse bir ağacını bitirmek (bile) mümkün değildir…” (Neml
Suresi, 60)
|
Doğadaki bitki çeşitliliği, bitkilerin tesadüflerin eseri olmadığını
gösteren delillerden biridir. Her biri birbirinden estetik, hoş kokulu
bitkilerin kusursuz sistemlerini ve olağanüstü tasarımını şuursuz
atomların tesadüfen oluşturduğunu iddia etmek, büyük bir saçmalıktır.
Bu, bir mağazadaki kıyafetlerin, kumaşların, ipliklerin tesadüfen
biraraya gelinmesiyle kendi kendine oluştuğunu iddia etmek kadar
mantıksızdır.
“…Ancak ben hala önyargısızca, bitki fosili kayıtlarında özel bir yaratılışın olduğunu düşünüyorum. Eğer bununla birlikte, bu sınıflandırmanın hiyerarşisi için başka bir açıklama bulunabilirse, bu evrim teorisinin matem çanı olur. Orkidenin, su mercimeğinin, palmiye ağacının aynı atadan geldiğini düşünebilir misiniz? Ve bu faraziye için herhangi bir delile sahip miyiz? Evrimciler buna bir cevap hazırlamalıdırlar. Ancak birçoğu sorgulamadan önce çökecektir.” (W. R. Bird, Origin of Species Revisited, s. 233)
“…Ancak ben hala önyargısızca, bitki fosili kayıtlarında özel bir yaratılışın olduğunu düşünüyorum. Eğer bununla birlikte, bu sınıflandırmanın hiyerarşisi için başka bir açıklama bulunabilirse, bu evrim teorisinin matem çanı olur. Orkidenin, su mercimeğinin, palmiye ağacının aynı atadan geldiğini düşünebilir misiniz? Ve bu faraziye için herhangi bir delile sahip miyiz? Evrimciler buna bir cevap hazırlamalıdırlar. Ancak birçoğu sorgulamadan önce çökecektir.” (W. R. Bird, Origin of Species Revisited, s. 233)
|
“Asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları ve tadları
farklı ekinleri, zeytinleri ve narları -birbirine benzer ve benzeşmez-
yaratan O’dur…” (Enam Suresi, 141)
|
|
…”O, herşeyi yaratmıştır. O, herşeyi bilendir. İşte
Rabbiniz olan Allah budur. O’ndan başka İlah yoktur. Herşeyin
Yaratıcısı’dır, öyleyse O’na kulluk edin. O, herşeyin üstünde bir
vekildir. “
(Enam Suresi, 101-102) |
Yeryüzündeki saymakla bitiremeyeceğimiz
çeşitlilikteki bitkiler, milyonlarca yıldır ne zaman, ne yapmaları
gerektiğini tohumlarında saklı program sayesinde bilmekte ve unutmadan,
yanılmadan bu programı uygulamaktadırlar. Hiçbir zaman bir kiraz
çekirdeğinden şeftali ağacı çıkmamış, limon ağacına ait bir tohumdan
çilek gelişmemiştir. Beyni, gözü, aklı olmayan bir tahta parçasının
böylesine kusursuz işleyen bir programı kendi kendisine uyguluyor olması
elbette ki imkansızdır. Milyonlarca yıldır kusursuzca devam eden bu
sistemin tesadüflerin başarısı (!) olduğunu düşünmek ise akıl sahibi
herkesin gülünç bulacağı bir hayaldir. Bitkileri yaratan Allah’tır.
“Bir meşe palamutu ayçiçeğine değil de meşe ağacına
dönüşmesi gerektiğini nasıl biliyor?… Yaklaşık 40 yıl önce biyologlar
canlı organizmalarda bilginin önemli bir rol oynadığını öğrenmeye
başladıklarında biyoloji bilimi de çok önemli bir mesafe almış oldu.
Organizmada ona nasıl işlev görmesi, nasıl büyümesi, nasıl yaşaması ve
nasıl üremesi gerektiğini söyleyen bilginin yerini keşfettik. Bilgi
bitkinin içerisinde olduğu gibi tohumun içerisinde de mevcuttur. Tavuğun
içerisinde olduğu gibi yumurtanın içerisinde de mevcuttur. Yumurta
bilgiyi tavuğa geçirir, tavuk yumurtaya, bu böyle sürer gider.” (Dr. Lee Spetner, Not By Chance, Shattering The Modern Theory of Evolution, sf. 23)
Milyonlarca yıldır değişmeyen esansı, birbirinden
güzel renkleri, yaprağındaki pürüzsüzlük ve estetik görünümü ile bir gül
yaprağı bile evrimcilerin tesadüf iddialarını çürütecek niteliktedir.
Yıllarca eğitim gören uzmanlar gül yaprağının esansını taklit edebilmek
için laboratuvarlarda deney ve araştırmalar yaparlarken, gül, bir
uzmandan daha üstün bir şekilde milyonlarca yıldır aynı benzersiz kokuyu
üretmektedir.
Gül, kendine özgü kokusu, rengi, yumuşaklığı ve
estetik görünümüyle Allah’ın benzersiz sanatını sergileyen yaratılış
harikalarından biridir.
|
“Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır; üzüm
bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki, bunlar
aynı su ile sulanır…”
“…ama ürünlerinde (ki verimde ve lezzette) bazısını
bazısına üstün kılıyoruz. Şüphesiz, bunlarda aklını kullanan bir
topluluk için gerçekten ayetler vardır.” (Rad Suresi, 4)
|
Bu yolculukları sırasında normalden daha fazla besine ihtiyaç duyarlar ki hindistancevizi tohumunun içinde de tam gerektiği kadar besin saklıdır. Ayrıca hindistancevizi tohumu suda açılmaz, karaya geldiğini anlar ve tam o anda açılır.
Tüm bunları, şuursuz atomların tesadüfen hesapladığını iddia etmek mümkün değildir.
Bu bitki, Allah’ın üstün yaratmasının tüm evrendeki örneklerinden yalnızca bir tanesidir.
|
“Görmedin mi, Allah, gökten su indirdi, böylece
yeryüzü yemyeşil donatıldı. Şüphesiz Allah, lütfedicidir, herşeyden
haberdardır.” (Hac Suresi, 63)
“(Allah) gökten su indirdi; böylelikle bununla her tür
bitkiden çiftler çıkardık. Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın…” (Taha
Suresi, 53-54)
|
“Bitkilerin içinde bazı atomlar biraraya gelerek
bileşikler meydana getirirler ve bunun sonucunda birbirinden güzel
kokular üretilir. Üstelik bu üretim dünyanın dört bir yanında aynı
şekilde oluşur. Sözkonusu bileşikteki en küçük bir değişiklik, örneğin
bir atomun sayısındaki farklılık kokuyu tamamen değiştirebilir veya
tamamen ortadan kaldırabilir. Ancak, hiçbir zaman formül bozulmaz,
bitkilerdeki koku laboratuvarlarında hiç hata yapılmaz. Bu mükemmellik
sayesinde dünyanın her yerinde aynı çiçeklerden aynı kokuyu alırız.
Koku üretiminde çok ince hesaplar söz konusudur. Bu
işlem sırasında kompleks yapılı moleküller ortaya çıkar. Örneğin güller
koku üretimi için 3 ile 10 arası miktarda bileşik kullanırlar, beyaz
frezya 10, nilüfer ise 6 bileşik kullanan bitkilerdendir. Bu konuda
eğitim almamış insanların formülünü çözmekte zorlanacağı hatta
çözemeyeceği kimyasal bileşikler, bitki tarafından ancak mikroskopla
görülebilecek bir alanda üretildiği gibi, her bitki ayrı bir koku ve
kimyasal formül kullanır. Koku uzmanları ise birbirinden farklı, güzel
kokular üretmek için uzun yıllar emek verirler.
Bitkilere, ancak kimya mühendislerinin sahip
olabileceği bu şuuru, aklı ve bilgiyi veren nedir? Koku
laboratuvarlarından çok daha başarılı olan bitkiler Allah’ın yaratma
sanatını gözler önüne seren delillerdendir.
|
“Yere gelince, onu da (yaratılmış bütün) varlıklar
için alçalttı-koydu. Onda meyveler ve salkımlı hurmalıklar var. Yapraklı
taneler ve güzel kokulu bitkiler.” (Rahman Suresi, 10-12)
|
“Aslında tüm biyolojik dünyada gördüğümüz düzen için tek alternatif açıklama özel yaratılıştır.” (Niles
Eldredge, Time Frames: The Rethinking of Darwinian Evolution and the
Theory of Punctuated Equilibria, New York: Simon &Schuster, 1985, s.
29)
|
“O, gökten su indirendir. Bununla herşeyin bitkisini
bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiş
taneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmış
salkımlar, -birbirine benzeyen ve…”
“…benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler
(kılıyoruz.) Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir
bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler
vardır. “
(Enam Suresi, 99) |
“Karpuzdan faydalanınız ve ona ta’zim ediniz. Çünkü onun suyu cennetten, tadı da cennet tadındandır… Karpuz cennet (meyvelerin)dendir.”[Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, İmam Şa'rani, Bedir Yayınevi, s. 313]
|
“Taneyi ve çekirdeği yaran şüphesiz Allah’tır. O,
diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. İşte Allah budur.
Öyleyse nasıl oluyor da çevriliyorsunuz?.” (Enam Suresi, 95)
“Allah’ın gökyüzünden su indirdiğini görmedin mi? Böylece Biz onunla, renkleri değişik olan meyveler çıkardık.”
(Fatır Suresi, 27) |
|
“…Gerçek şu ki, sizin Allah’tan başka taptıklarınız,
size rızık vermeye güç yetiremezler; öyleyse rızkı Allah’ın Katında
arayın, O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Siz O’na döndürüleceksiniz.”
(Ankebut Suresi, 17) |
Dünyanın en ünlü bilim adamlarını -hatta geçmişte yaşamış tüm bilim adamlarını- biraraya toplasınlar, dünyanın en gelişmiş ve en yeni teknoloji ile donatılmış laboratuvarlarını kullansınlar, ileri teknolojinin olabilecek tüm imkanlarını bunun için seferber etsinler ve bu iş için yıllarca çaba sarf etsinler… Ne yaparlarsa yapsınlar, değil tek bir bezelye tanesini, bezelyeyi oluşturan tek bir hücreyi dahi oluşturmaları mümkün değildir. İşte bu gerçek evrimcilerin görmezden geldikleri en önemli noktalardan biridir. Herşeyi yoktan yaratan Alemlerin Rabbi olan Allah’tır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder