Sonuç olarak bir yerde planlı bir yapı, bir eser varsa, bunun bir meydana getireni olduğundan her zaman emin oluruz. Ancak, Darwinistler bu konuda önyargılıdırlar. Kimileri, bilim adamı olmalarına ve doğada, günlük hayatımızda karşılaştıklarımızdan çok daha olağanüstü tasarımlar görmelerine rağmen, bunların tesadüfen oluştuklarına inanırlar. Çünkü onlar, yaratıcımız olan Yüce Allah’a iman etmemek için kendilerini şartlandırmışlardır. Bunlar, Allah’ın bir ayetinde bildirdiği gibi “…Kalpleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler.” (Araf Suresi, 179)
|
“Allah O’dur ki, gökleri dayanak olmaksızın yükseltti;
onları görmektesiniz. Sonra arşa istiva etti ve güneş ile aya boyun
eğdirdi, her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedirler. Her
işi evirip düzenler, ayetleri birer birer açıklar. Umulur ki, Rabbinize
kavuşacağınıza kesin bilgiyle inanırsınız.” (Rad Suresi, 2)
|
DARWINİZM FORMÜLÜ: Zaman + Çamur + Tesadüf = İnsan
Evrimcilere göre milyonlarca yıl önce yeryüzünde mevcut olan çamurlu
sulardan tesadüflerin yardımı ile insan meydana gelmiştir. İnsan
beynini, aklını, düşünme kabiliyetini, muhakeme ve hafıza gücünü ve daha
binlerce maddi manevi özelliğini şekillendiren, evrimcilere göre bu üç
gücün biraraya gelmesidir. Bu durumda evrimciler, söz konusu 3 gücü
“ilah” olarak kabul etmekte ve bu sahte ilahın zaman içinde teleskopla
gökyüzünü inceleyen, fiber optik kablolar üreten, bilgisayar kullanan,
gelişmiş teknoloji ile robotlar yapan, hologram görüntüler elde eden,
cep telefonu icat eden insan zekasını oluşturduğuna inanmaktadırlar.Darwinistler, tek kudret sahibi olan Yüce Allah’ın varlığını kabul etmemek için işte böylesine büyük bir mantık hezimeti sergilemektedirler.
Paul Davies (Avustralya’daki Adelaide Üniversitesinden ünlü matematiksel fizik profesörü):
Eğer doğanın derinliklerinde gerçekleşen işlerin
kompleksliği, dünyanın en zeki beyinleri tarafından bile zor
anlaşılıyorsa, bu işlerin sadece birer kaza, birer kör tesadüf eseri
olduğunu nasıl düşünebiliriz? (Paul Davies, Superforce, New York: Simon and Schuster, 1984, s. 243)
Fizik kanunlarına göre ince hesaplar yaparak tonlarca ağırlığındaki demir kütleleri havada uçuracak, ya da su üstünde yüzdürecek tasarımları yapan akıl, şuur ve irade sahibi insanların çamurlu sudan, zamanla, tesadüflerin eseri olarak oluşamayacakları çok açıktır. Evrimciler ise, evrim teorisinin hipnozu altında bu mantıksızlıkları göremeyecek durumdadırlar.
|
“Andolsun, onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı,
güneşi ve ayı kim emre amade kıldı?” diye soracak olursan, şüphesiz:
“Allah” diyecekler. Şu halde nasıl oluyor da çevriliyorlar?” (Ankebut
Suresi, 61)
|
|
“Siz, her yüksekçe yere bir anıt inşa edip (yararsız
bir şeyle) oyalanıp eğleniyor musunuz? Ölümsüz kılınmak umuduyla sanat
yapıları mı ediniyorsunuz?”
(Şuara Suresi, 128-129) |
|
“İşte bu, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır.
Öyleyse haktan sonra sapıklıktan başka ne var? Peki, nasıl hala
çevriliyorsunuz?”
(Yunus Suresi, 32) |
|
Gianfrancesco Wilhelmshöhe, “Guerniero“ isimli tablo
Jan Davidsz, “Meyve, denizkabuğu ve mücevher kutusu“ natürmordu
Salvator Colacicco, “İstanbul’da Yelkenliler” adlı tablo
|
Çevremizde gördüğümüz tüm güzellikler, onların Yaratıcısı olan Allah’a aittir. Övgüye ve şükre layık olan ise sadece Rabbimiz olan, her yarattığını benzersiz yaratan Allah’tır.
|
Gerome, “Halı Tüccarları” adlı tablo
Mahmudiye Kalyonu, Osmanlıca Arif imzalı, Hicri 1360 imzalı
|
Bu resimlerde görülen yastıklar, kumaşlar, perdeler
birer tasarım ürünüdür. Bunların her biri için onlarca tasarımcı
çalışmıştır. Bu resimdeki desenlerin tesadüfen oluşamayacağını açıkça
görebilen insanlar, her nasılsa, bu kumaşların kaynağı olan canlıların,
bu desenleri tasarlayan insanların tesadüfen oluştuğuna
inanabilmektedirler.
Bu akılalmaz durum, Darwinizm’in bazı insanların
aklını ve kavrayışını örten bir büyü etkisi yaptığını gösteren sayısız
delilden biridir.
|
“Hayvanlardan yük taşıyan ve (yünlerinden, tüylerinden) döşek yapılanları da (yaratan O’dur)…”
(Enam Suresi, 142) |
“Hayvanlardan yük taşıyan ve (yünlerinden, tüylerinden) döşek yapılanları da (yaratan O’dur)…”
(Enam Suresi, 142)
(Enam Suresi, 142)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder