Örneklerini sayfalarca çoğaltabileceğimiz bu bilgileri ve buna uygun sistemlerin tasarımını bu canlıların ‘gen’lerine kim şifrelemiştir? Yoksa bu hayvanların yaşamını yitirerek tecrübe kazanmış olan sözde ataları, gelecek nesilleri düşünerek genlerinde değişiklik yapmaya ve onlara çeşitli organlar hediye etmeye mi karar vermişlerdir? Yoksa kör tesadüfler ve şuursuz atomlar -nasıl olmuşsa olmuş- birbirinden mükemmel tasarım harikası canlılar mı var etmişlerdir? Elbette ki hayır… Canlıları da onların sahip oldukları mükemmel sistemleri de yaratan, aynı zamanda tüm evreni canlılık için en elverişli şartlarda var eden alemlerin Rabbi olan Allah’tır.
|
“İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri
böyle değişik olanlar vardır. Kulları içinde ise Allah’tan ancak alim
olanlar ‘içleri titreyerek-korkar’…”
(Fatır Suresi, 28) |
Ses dalgaları yön bulmanın yanı sıra haberleşme için de kullanılır. Birbirinden yüzlerce kilometre uzaktaki iki balina ses kullanarak anlaşabilir.
Bu hayvanların haberleşmek ve yön bulmak için çıkarttıkları sesi nasıl ürettikleri sorusu hala büyük oranda cevapsızdır. Ancak bilinenler arasında, yunusun vücudundaki çok şaşırtıcı bir ayrıntı dikkat çeker: Hayvanın kafatası yapısı, beyni bile tahrip edecek kadar sürekli ve şiddetli bir biçimde yaydığı ses bombardımanından korunmak için ses yalıtımlıdır.
Şimdi tüm bunların üzerinde düşünelim. Deniz memelilerinin sahip oldukları tüm bu şaşırtıcı özellikler, evrim teorisinin yegane iki mekanizması, yani mutasyon ve doğal seleksiyon kanalıyla oluşmuş olabilirler mi? Hangi mutasyon bir yunusun bedenine sonar sistemi yerleştirebilir ve sonra da hayvanın beynini sonardan korumak için kafatasını ses yalıtımlı hale getirebilir?
Elbette şuursuz süreçlerin, tesadüflerin eseri olarak böyle bir sistemin meydana gelmesi mümkün değildir. Tüm bunlar Yüce Allah’ın yaratışının delilleridir.
|
“Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkebleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır?”
(Nahl Suresi, 8) |
Bal arıları diğer bütün canlılar gibi kendi türlerine
özgü davranışlara sahiptirler. Bu davranışlar evrimciler açısından
çıkmazlarla doludur. Örneğin evrimciler peteklerin yapısı, on binlerce
arının aynı kovanda yaşamasını sağlayan kusursuz iletişim gibi konulara
“içgüdü” kavramıyla açıklık getirmeye çalışırlar. Oysa Charles Darwin, Türlerin Kökenikitabında
sorduğu bir soru ile, kurucusu olduğu teorinin içgüdü iddiaları
konusunda içine düştüğü çelişkiyi şöyle vurgulamaktadır:
…İçgüdüler Doğal Seçme’yle kazanılabilir veya
değişikliğe uğratılabilir mi? Arıyı, -büyük matematikçilerin
buluşlarından çok önceden- petek gözlerini yapmaya yönelten içgüdü için
ne diyeceğiz? (Charles Darwin, Türlerin Kökeni, s. 186)
|
“Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve
onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin
tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver.
Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar
için bir şifa vardır…”
(Nahl Suresi, 68-69) |
|
“O Allah ki, Yaratan’dır, (en güzel bir biçimde)
kusursuzca var edendir, ‘şekil ve suret’ verendir. En güzel isimler
O’nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu tesbih etmektedir…”
(Haşr Suresi, 24) |
Kelebeklerin her iki kanadında aynı renk tonu ve aynı
desen, aynı yerde mevcuttur. Herşeyin tesadüfler sonucunda ortaya
çıktığını iddia eden evrim teorisi, kelebek kanatlarında olduğu gibi
doğada sergilenen sanat, renk çeşitliliği ve simetri gibi örnekler
karşısında tam bir çıkmaz içindedir. Charles Darwin bu konuda içine
düştüğü çelişkiyi şöyle ifade etmiştir:
Parlak renklilik…, parlak dişi kelebekler, bu güzelliğin doğal seleksiyonun kontrolü altında gerçekleştiğini düşünemiyorum. (Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Vol.II, s. 305)
|
“Kendi rızkını taşıyamayan nice canlı vardır ki onu ve sizi Allah rızıklandırır. O, işitendir, bilendir.”
(Ankebut Suresi, 60) |
“Canlılarda ne kadar inanılmaz bir çeşitlilik var, hem türlerin
kendi içinde gösterdiği farklılıklar hem de muazzam sayıdaki değişik
türler. Çoğumuz renkte, şekilde, boyutta, özellikte, fonksiyonda
gördüğümüz bu çeşitlilik karşısında saygı dolu bir korku, haşyet
hissediyoruz. Neden bu kadar çok çeşit mevcut?” (http://www.icr.org/pubs/imp/imp-008.htm; ımpact no. 88, Yaratılış, Seleksiyon ve Çeşitlilik, Gary E. Parker, ICR, October 1980)
|
“…O’nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur…” (Hud Suresi, 56)
|
|
“Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş (musahhar kılınmış)
kuşları görmüyorlar mı? Onları (böyle boşlukta) Allah’tan başkası
tutmuyor…” (Nahl Suresi ,79)
“Onlar, üstlerinde dizi dizi kanat açıp kapayarak uçan
kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahman (olan Allah’)tan başkası
(boşlukta) tutmuyor…”(Mülk Suresi, 19)
|
“Birçok içgüdü o kadar harikadır ki büyük ihtimalle gelişimleri
okuyucuya teorimin tamamını yıkmak için yeterli bir engel olarak
gözükecektir.” (Animal Mind, sf. 22, [Charles Darwin, Türlerin Kökeni, 1859])
|
“Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır…” (Nahl Suresi, 66)
|
“Sorun, canlıların niye birbirlerine yardım ettikleridir. Darwin’in
teorisine göre, her canlı kendi varlığını sürdürmek ve üreyebilmek için
bir savaş vermektedir. Başkalarına yardım etmek, o canlının sağ kalma
olasılığını azaltacağına göre, uzun vadede evrimde bu davranışın
elenmesi gerekirdi. Oysa canlıların özverili olabilecekleri
gözlenmiştir.” (Bilim ve Teknik Dergisi, sayı: 190, s. 4)
|
“Göklerde ve yerde bulunanlar O’nundur; hepsi O’na ‘gönülden boyun eğmiş’ bulunuyorlar.” (Rum Suresi, 26)
|
“Gözü düşünmenin beni titrettiği günleri hatırlıyorum. Ama şimdi bu
şikayetlerimin üstesinden geldim. Şimdi bu yapının küçük önemsiz
parçaları beni genellikle oldukça rahatsız ediyor. Bir tavus kuşunun
tüyü ise, ne zaman baksam beni hasta ediyor. (Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, s. 90 )
|
“Şüphesiz, mü’minler için göklerde ve yerde ayetler
vardır. Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin
bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.” (Casiye Suresi, 3-4)
|
“Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi
karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de
dört (ayağı) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır…” (Nur
Suresi, 45)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder